22 Haziran 2008 Pazar

)ekşına tam gaz devam(

Stajdayken insan etrafında duyduklarından oldukça etkileniyor? Misal benim gibi duyduğu bişeyi ana gündem maddesi haline getirebiliyor. İşin özü şu ki stajda kulak kabarttığım bi telefon görüşmesi bi kaç gündür aklımdan çıkmamakta, çıkmadığı gibi benim adı konmamış bi çok kuralla tehlikeli bi münasebet içine girmeme varan bi sürecide beraberinde getirmekte…
Velhasıl kelam konuyu daha da açmak gerekirse söz konusu telefon görüşmesinin içeriği şu şekilde;

Hemen hepsi doktor, mimar ya da ne bileyim editör gibi elit kozmopolit bayanlardan oluşan bir kitlenin ev partisi düzenlemek istedikleri ve onların bu partilerinde müzik ve dans eşliğinde “slip”ine kadar soyunarak şovunu gerçekleştirecek bir erkek aradıklarının bilgisini öğrendim. Ulan dedim kendi kendime :) biz burada bütüm bi hafta boyunca dekupe yapalım, efendime söyliyim sayfa mizanpajı yapalım şudur budur derken elin herifi iki kıçını sallasın, dolarları cebine indirsin.
Ajansda öğlen paydosunda herkes yemğe çıkmış, bense o yemeye çıkanların üstüme yığdığı işleri tamamlamaya çalışırken bu nevrotik duygular eşliğinde ciddi ciddi bu konuyu düşünmeye başladım..

Ben mi? :)
Nerr-deeğ yemeğe çıkıyorum?!?!

aslına bakılırsa bana kimsenin yemeğe çıkmayacaksın falan dediği yok, ama şu da bi gerçek ki staj yerim “Nişantaşı” nda! Ne haddime yemek yemek, ben onlar gibi elit miyim? Kozmopolit miyim? :) işin garibi de buya, esasen benim onlardan daha entelektüel, daha kozmopolit, daha jiks takılmam gerekir, güzel sanatlarda okuyan ben miyim yoksa onlar mı?!!

Buradan aldığım şevk ve ara gazıyla kafamda projemi tasavvur etmeye başladım..

Söz konusu bu ev partileri oldukça moda olmalıydı.. yüksek mekteplerde okumuş, herkesin hayallerini süsleyen mevkilerde çalışan bu insanlar, tezat buya, hayatın gerçekleriyle yüz yüze gelmemiş idiler ve yoğun iş temposunun koşuşturmacası içinde yaratabildikleri boş vakitlerinde bir araya gelerek, bize oldukça sıradan gelen, hatta bizim kanıksamadığımız bile bir takım “ritüel”leri gerçekleştirmek arzusu içinde yanıp tutuşuyor olmalıydılar..

hiçbir orta halli ailenin balkona masa atıp çilingir sofrası kurması ve aile dostlarıyla birlikte rakı kavun olayına girmesi, bu işi yapan ailenin gözünde “ritüel” olarak tanımlanmamıştır. Bu onlar için kanıksamadıkları, farkına bile varmadıkları hayatlarının içinden bişeydir.

Ama bizim elit kozmopolit tayfa için bu tarz şeyler farklı anlamlar ifade ediyor olmalıydı..
Onlar herkesin yaşadığı bu ve benzer bir takım” renk”lerin içinde yer alamamanın ezikliğini yaşıyor ,
ve bu noktada da bu ihtiyaçlarını, benim teorime göre “konseptli ev partileri” düzenleyerek gideriyorlardı..


Hemen senaryoyu yazalım :)

Doktor, mimar yada editör gibi belli bi “havası” olan meslek gurupların da çalışan hanımlarımız, rakı kavun olayını merak etmişler, ve bu “mevzuu”yu tatbik ederek yaşamak istemişlerdir.
Hemen bir buluşma günü belirlenir, şampanya kadehleri kaldırılır, yerlerine mübarek rakı bardakları konur, yada ne bileyim , olayı abartıya götürüp örtü yerine masanın üzerine gazete kağıtları serpiştirilir.., peynirin “Ezine”si, karpuzun “Diyarbakır”dan geleni alınır ve o akşam için gerekli tüm hazırlıklar büyük bi titizlik ve heyecan içinde icra edilir..

Zaten büyük oranda da olayın bu aşamasından zevk alırlar, bu aşama sayesinde manavdan karpuz seçmenin ne demek olduğunu, bu gibi vesilelerle bir şampanya kadehi fiyatına, 12 lik rakı bardağı seti alınabildiği realitesinin farkına varırlar.. Fransalardan bilmem kaç bin yüz avro lara getirttirdikleri peynir yerine, 20 kâğıt vererek Ezine peyniri alabildiklerini görüp, üstelik bnu peynirin çok daha leziz olduğunun farkına vardıklarında, “ ayy şekerim, inanılır gibi değil, şu güzelliği sadece 20 “ye-ta-le”ye aldım” diyerekten başlarlar konuşmaya…

Bu arada ritüel zaten yaşanmaya çoktan geçmiştir, ellerine onca malzeme vardır artık..! Dediğim gibi onlar için pazara gitmek, domates seçmek, hayatın gerçekleriyle yüz yüze gelmek zaten çok önemli, hatta saatlerce üzerine konuşulabilinecek durumlardır.
Kaldı ki o akşam buluşup ritüel e “start” verdiklerinde, sabahlara kadar konuşacakları da,
o akşam öncesi kendilerine çok farklı gelen hazırlık aşamasındaki anıların toplamıdır …!?!?

Tabi yaşayacakları bu “ritüel”in içine, kendi ritüellerinden de bişeyler katmadan yapamazlar. Sonuçta onların yaptığı bu iş, sokaktaki sıradan vatandaşın yaptığınkinden farklı olmalıdır, zira elit kozmopolitler egosu şişik insanlardır. Lüks rezidans larının kapıcısı hasan emminin, geceleri apartmanın arka tarafına kurduğu rakı sofrasından alınan hazzı merak eder, hemen bunu kendi hayatlarında da uygulamaya koyarlar, ancak gel görki, burunlarından kıl aldırmaz bu insanlar, kendi yaptıklarının hasan emmimim yaptığından daha anlamlı, daha farklı bişey olduğu konusunda diretirler.

Ne bileyim;

“biz var olanın üzerine bişeler daha ekleyerek türe yeni bi soluk getirdik” yada benzer çıkışlar, onların kendilerini savunurken başvurduğu cümlelere örnek olarak gösterilebilir..

Peki ne ekleyebilirler ki?
“KONSEPT” anam konsept.., Daha ne olsun..?!?!

Ulan önce bi adam gibi icra edin elinizdekini.., ama yok, bu onların lugatında yoktur,
onlar türe yeni bişey getirmek durumundadırlar, en basitinden pijamalar eşliğinde , yada ne bileyim, herkesin üzerinde asker fanilası olsun şeklinde birden çok olguyu piç ederek karıştırır, ortaya sentez mi desem, harman mı desem ne desem bilemiyorum ama anladınız siz onu , işte o dediğimden yapmayı çok severler.

Hemen senaryoyu yeniden şekillendirelim,
Rakı kavun olsun, ayağımızda topuklular, mekanda mumlar, fonda “partizane” önümüzde seksi bişeler .., “sabbaha kadar dans sabbaha kadar eğlence”

Ohh mis valla,
Hem damağa, hem göze, hem de işitsel duyusal tepkisel derken 5 duyu organının da kolektif çalışması sonucunda, onlara cennetin saklı bahçelerini gösterecek bi konsept belirlemiş olurlar..

İşte bu noktada ben, bu ritüele nasıl “sanatımla” sızabilirim in derdine düştüm..
“ketırink” firmasında çalışsam onların eğlencesine garson olarak katılayım diyecem ama, daha önce benzer girişimlerin garson yada vestiyer görevlisi olarak işin sanat kısmı namına, sürece bi katkı sağlayamadığımı bana gösterdi.. İşte bu noktada,

Gene(!).., ulan dedim kendi kendime..
Bak dedim, sanat için soyunmak bu olsa gerek, daha nasıl bi fırsat yaratabilirsin ki adı sanat için soyunmak olsun! Sanat için anca böyle soyunulur ;)

Yap kardeşim sen de bi konsept, uydur sende işin gidişatını sanatsal bi akıma, ilkeye, manifestoya.. verr coşkuyu verr! Bienallere bile katılırsın valla (?)

Bu ara gazından sonra içimi bi heyecan bürüdü, bismillah diyecek yüzü kendimde bulamadan koyuldum işe..

Koyulmadan düşündüm gerçi,
Adı konmamış kuralları çiğniyor, öteden beridir var olan kıstasların dışında hareket ediyordum.. ulan daha ne ? “Striptiz” adı altında soyunacaktım, sonra buna sanat desem ne fayda , yorumların dönüp dolaşacağı yer gene b*k çukuru.., hee kardeşim doğru diyorsun, senin yaptığın gösteri aynı “sanat” diyip geçerler, bi kartını da isterler ama ;)

Başkaları ne der bilemem ama sonuçta ben bu işe sanatsal bi soluk getirmek adına start verdim;
Ürünü teşhir ederek göze hitap etmekten ziyade, belli bi konsept etrafında soyunmaktan bahsediyorum.. Bellediğim çıkış noktası etrafında vücudumu arz-ı endam ederken:
ortamdaki müzik, belki de soyunmazdan önce üzerimde bulunan giysiler, gösterimi yaparken
elimde tutarak sürece katkı sağladığını düşündüğüm birtakım nesneler (( kırbaç olmasında) sonra onu sanata bağlamak zor olur) toparlamak gerekirse gösteri esnasındaki her bişey, ama hepsi birden yaptığım gösteriyi başkalarının yaptığından farklı kılacak, sanatçı(:P) çizgimden beni uzaklaştırmayacak, aksine “vauvv be, bu çocuğun yaptığı başka bişey” gibi yorumların ağızlardan dökülmesine sebep olacaktı..

işte kafamda tasavvurunu kurduğum bu şeylerin olmasını sağlayabilecek, gösterinin sonunun fiyasko yada “oldukça tatmin ediciydi” gibi yorumlar yerine “sanatsal” sözcüğüyle bezenmiş cümlelerle tamamlanabilmesi adına, çıkış noktam, altyapım, üstyapım, her bişeyim eksiksiz olmalıydı..

Striptiz vidyoları izleyerek altyapıyı güçlendirecek halim yok herhalde!
Böyle bişey, aynı elit kozmopolitlerin klasik savunma yöntemlerini kulislerde zikretmesi gibi bir duruma sürekler beni.., artık bende gösterimden sonra kendimi şöyle savunurum;
“hayır canım benimkisi daha başka bişey, türe yenilik getiriyor, var olanın üstüne bişeyler koyuyor!?!?!”

İşte bunu dememek için önce yaptığım şeyin sağlam bi temele sahip olduğuna, en başta kendimi inandırmam gerekiyor..

Benim kafamdaki plan şu!
Öncelikle farklı bi dans stili, öyle bi elde kırbaç, diğerinde gömleğimi kement gibi sallandırarak klasik kovboy fantezilerinden uzak durmalıyım.. böyle bi fantezi olduğunu nereden bildiğimi sormayın, tahmin ediyorum(!) sustum ;)
Farklı derken kastım kasati boya değil elbette, mesela modern dans gibi bi tür üzerinden tola çıkmalı, ama bunlada yetinmemeli, ayrıca benzeri dans ve oyun türlerini modernize etmek, yada ne bileyim manipüle etmek gibi bişey yapmalıyım..

Bu arada ben henüz hayatımda,
Sanırım 2004 yılını 2005 yılına bağlayan geceyi kutlamak üzere gittiğimiz davet, sınırlı sayıdaki doğum günü partileri ve tabi en önemlisi lise mezuniyet partisi dışında dans etmemiş biriyim,
bu saydıklarımda da durmadan kızın ayağına basp basıp durmuşumdur, sanki çok güzel örneklermiş, bu örneklerde çok büyük bi başarım göstermişim gibi bide sıralıyorum burada!?!

Ama öyle yada böyle modern dans farklı bişey, bireysel yapılabişlecek olması ilgimi çekiyor, ben 1.90 boyumla karşılıklı dans edecek pozisyonda olmasam da, tahmin ediyorum ki sahne sadece bana verilse, en azından izleyicileri domates atacak noktaya getirmeden, kendimce bişeyler yapabilirim..

modern dans tam olarak nasıl bişeydir, nedir bilmiyorum ama, ben icabında horon gibi geleneksel halk oyunlarından da “bişeyler” alarak, hepsinin harmanında modern bi üslupla beynelmilel bişeyler yapmak arzusundayım.. yoksa modern den kastım eski kız arkadaşımın her perşembe gittiği modern dans kursunda, yaptığı figürler ve benzeri şeyler değil..,

asıl sorun benim o figürleri bile bilmiyor olmam, orda ne yaptığını görmemiş, çözememiş olsam da en azından anlattıklarından anladığım şey, hiçbir kural ve kalıba sığmadan, yapanlar tam olarak kabul etmekte kararsız kalsada, esasında “spontane” bir kaligrafi etrafında şekillenen bir takım hareketlerin kompoze edilmesi, kotarılması, yamanması olarak tanımlıyorum ben ..!??

en azından anlattıklarından aklımda kalan, daha doğru bi ifadeyle benim kafamda şekillendirdiğim haliyle olayın özü bu şekilde! Mademki öyle bişey, bende pek ala kendimce uçuk, sarsıcı, garip ve bi o kadar da “seksi” bi kaligrafi hazırlar, kendi çapımda kendi modern dans ımı icra ederim. Bu işe gönül vermiş modern dansçıları da kızdırmamak adına yaptığım şeye modern dans değil de “modern dens” derim olur biter! :P

bu arada müzik de çok önemli, zaten böyle bi projeye eğilimleşmemi yeni keşfettiğim bir müzik türüne borçluyum..
bana kuvvet veren noktaların en kuvvetlisi, kullanacağım müzik türünün farklılığı olacak! Yeni duyduğum bu müzik türünün adı “landescape“! (umarım adını doğru yazmışımdır)

bu müzik türünün kendi içinde belli bazı kategorileri olmakla birlikte, benim ilgilendiğim türevi şu;
çıkış noktası olarak belirlenen “tek bir” sesin, birtakım “editing” ve çeşitli diğer bazı işlemlerden geçirilerek, yeniden ve bambaşka bişey olarak, “eser” yada en basit tanımıyla kulağa hoş gelecek bi müzik olarak karşımıza çıkartılması…


bi saniye, önce itirafımı yapayım, sonra devam edecem..,
yani anlayacağınız, sanatsal bişeyler yapmak istek ve arzusuyla tutuşuyor ama resmen yapacağım şeye dair bi b*k bilmiyorum, işin gerçeği bu !

ohh rahatladım, şimdi amatör ruhumla kendi hayal dünyamdaki fantezilerimi paylaşmaya devam edebilir, senaryonun finalini sizlerle paylaşabilirim..,

bizim elit kozmopolitler ritüele başlamış olsun, ye iç gül, eylen dostlar..!
ve bi anda ışıklar azaltılır, sıra büyük gösteridedir..
Merakla beklemeye başlarlar ve oda ne, içeriden buram buram “sanat” kokuları gelmektedir!


Bu noktada ben giriyor, ve süreci başlatıyorum, konsept de hazır ha, şimdi geldi aklıma J

*Çıkış noktam “türban” ; sanatçı olarak güncel sorunlara parmak basan, bu sorunları eleştirel bakış açımla yermek adına soyunacam :P ( daha mantıksız bi sebep bulunamazdı herhal)
*Arka fonda müzik olarak, türban takan bi kimsenin çıkardığı seslerin editlenmiş hali ortama kaotik, ve bi o kadar da dramatik bi etki katmayı başarıyor :P
*üstüm elbette “post-tesettür” olarak tanımlamayı seçtiğim kendi tasarımım müthiş bi kostüm ile giydirilmiş olacak, şuan tek düşündüğüm acep kafama ne renk bi türban taksam beni açar?
* dansım ise “modernizme rağmen modern” ismini verdiğim yeni bi segment in ilk örneği olmakla birlikte, sanırım son örneği olacak cinsten gayet modern çizgiler taşıyor !?!?

Ve şov başlıyor!

Türban seslerinin editlenmiş halinden oluşan müzik eşliğinde içeri giriyor ve belki de sinir bozucak cinsten o müzik eşliğinde beklenen ürünü göstermek adına, üzerimdeki elbisenin ilk düğmesini, gayet modern “dens”imle açmaya başlıyorum! Seyirciler mest olmuş ki ne mest(?)

Rakı duruyor, kavun yenmeye çoktan ara verilmiş, bakıyorlar şaşkın ve dehşetle;
“Ne yapıyor bu !?!?”

Bense sürece devam ediyorum, soyuyorum kendimi, soyuyorum ve o da ne !??!
Vücudumda bi anormallik ?? ne acaba, kadınlar biraz daha yakından bakıyorlar, biraz ışık tutuyorlar derken, gerçek kısa sürede anlaşılıyor;
Vücudumu sarıya boyamışım!
Soyunuyorum slibe kadar, ama sllipde dahil sapsarıyım!!?!

Ee ne olacak şimdi, halen daha dansa devam ediyorum, arka fonda iğreti sesler güçlenmeye, vırak vıcık bir hal alarak dinleyenlerin sinirlerini bozmaya başlıyor artık..

Ve gösteriyi bitirirken, sanatçı kimliğimle gerçekleştirdiğim bu gösterinin “alt metnini” ..,
daha açıklayıcı bir ifadeyle bi bakıma konuya ilişkin sanatçı manifestomu içeren bi kağıdı, konsept dahilinde J sarı zarf içinde izleyicilere dağıtıyorum !??!

Zarf da konsept olarak belirlediğim ve türban konusuna dikkat çekmeye çalıştığım gösterimin, alt konsept olarak sarı vücudumla ilişkisini anlatan hikayemi direkt ve en direkt olarak giriyor, ve izleyeni kalbinden vuruyorum..

Vallahi benim de kafam karıştı !??!
Öncelikle türbanı seçerek gündemdeki bi olayı kendi üslubumla eleştiriyor ve soyunuyorum!
Ama ben üstümdeki tesettürü artsam dahi bi türlü çırılçıplak olamadığım gerçeği çıkıyor ortaya ?!?? tesettür olmasa da sarı artık vucudum.. yani ne demek istiyorum??, SARI ile??
Burada da türbanı çıkarmanın kolay olmadığına, türk aile yapısı ve bu ülkenin sosyo-dinamik yapısının türban çıksa bile o kızın kafa yapısına yerleşmiş şeyleri atamayacağına “sarı”nın dikkat çekiciliği ve gelip geçiciliğinden yararlanarak parmağımı basıyorum.

Bilindiği ya da bilinmediği üzere doğadaki en dikkat çekici ve uyarıcı renklerden biri olan sarı, aynı zamanda gelip geçiciliğinde simgesidir; işte bu nedenledir ki taksiler sarıya boyanır!

Burada bi bakıma,
Sarının “gelip geçiciliğiyle”,
-türbanı takma yada çıkarmanın esasında gelip geçici hava civa ve boş konular olduğuna,

Sarının “dikkat çekme ve uyarıcı” özelliği ile de,
-Sorunların aşılmasında daha kalıcı yöntemlerin gerekliliği ve hemen icrasının gerektiğine

işaret ederek mesajımı veriyorum..


Yani bi bakıma; Dünya sanat tarihinde en klas örnekler arasına girme potansiyeli bulunan bu çalışmamı pek de öyle sağlam bir temele, araştırma ve detaylandırma sürecine girmeyerek basit bi çalışma düzeyinde bırakıyorum..

Zira bu yazıyı yazarken ağlayasım geldi.. Ben biliyorum ki bende ne fikirler var, ama söz konusu bu fikirde olduğu gibi, yine kafamdakileri “realize” edemeyecek, yine benim ipimle kuyuya inilmeyeceğini bir kez daha cümle tayfaya göstereceğim;) işte bu bana ıstırap veriyor!

Aslında amacım, yaparak amaçladığım şey;
modern dans tasarımı, landscape müzik tasarımı, moda tasarımı, nasıl daha dikkat çekecek tarzda eleştirilebilir tasarımı .. gibi konularının hepsini bir bütün içinde ele alan,
bir nevi ilginç bi enstalasyon, bir nevi sanatçının, eserinde özne olarak kendini kullanması durumunun ilginç bi örneğini sergilemekti..


aslında ..


neyse ..

seethss!!

1 yorum:

Adsız dedi ki...

alemsin sen :)